İlişki Evreleri: Çek, Yokla, Sıfırla

Aldatıldıysan, terk edildikten sonra o aşk acısından kurtulamıyorsan, benzer ilişkileri ve kişileri kendine çekiyorsan, veya mutsuz bir ilişkide sürüklenip ve ondan kurtulamıyorsan, hepsinin ortak bir nedeni vardır ve hiç birisi boşuna değil. 

Bütün bunlar gösteriyor ki sen kendini tam olarak tanıyamamışsın veya içsel dünyana bilişsel olarak yatırım yapmamış olabilirliğini gösterir.

Bir ilişkiden beklentin nedir?  Hangi ilişki seni tatmin eder?  Kendini nasıl bir yaşama layık görüyorsun? Kendini ne kadar önemsiyorsun? Önceliklerin nelerdir? "
gibi sorularına cevabın net olmalı. 

Kendimizi tam olarak tanımadan bir ilişkiye başladığımızda, ilişkinin geçtiği evreleri fark etmeden kaçırabiliriz.
Sonuç olarak ilişki öyle bir yerde tıkanırki dejavu olduğumuzu hissederiz. Kısacası hep benzer ilişkiler, benzer kişiler ve beklentileri hayatımıza çekeriz. Ve monoton yaşamın çan'ları çalmaya başlar. 

“Hayalin nedir?” diye sorduğumda "mutlu bir ilişkim olsun” dersin. Peki bunun için ne yapıyorsun?
İlk önce şunu hatırlatmak istiyorum ki, mutlu ve güzel bir ilişki kurmanın ve sürdürmenin yolu istisnasız bu üç evreden geçer,

1.Çek
2.Yokla
3.Sıfırla

Yani geçmeli ama geçmiyorsa bir tıkanıklık var bu da karar verip diğer seviyeye ilerlemeni zorlaştırır ve sen yıllarca o arafta kalırsın.

Dediğim gibi her ilişki bu üç evreden geçerek kendi döngüsünü tamamlar.

Bu döngüleri şöyle özetlemek isterim. 

İlk "Çek" evresidir.

Diyelim ki birisinin senin hayatına girmesini istedin. Düşünce biçiminle, çekim yasasıyla, diğer koşulları bir araya getirerek evrene talep iletilir.      

Daha sonra olumlu veya olumsuz olarak bu talep cevaplanır.  Ve hayal edilen kişi ile bir ilişkiye başlanır. 
İlk başlarda karşılıklı birbirini tanımaya çalışılır, tanıdıkça birbirine uyumlu olduğu farkedilir.

İkinci evre "Dene".

Flört aşamasına geçilmiştir, ve ufak tefek tatlı sürprizler yapılır. 
O süreç varya “ kusursuz” geçer. Herşey gayet güzel ve iyi ilerler. 

Böylelikle bu kişi ile yola devam edip, edilemeyeceği denenmiş olur. Sonra ilişki kendi akışıyla bir ileriki aşamaya geçer ve ciddi düşünmeye karar verilir ve işler resmiyete dökülür.
Evet hala her şey yolunda.

Fakat sanki ufak ufak sürtüşmeler baş gösteriyor gibi. Sebebi ise ilişkinin artık keskinleşmesi ve o “cicim ayları”  dediğimiz dönemin çoktan geçip gitmesidir. İki tarafın da maskeleri düşer ve karşı tarafın gerçek yüzüyle karşı karşıya kalınır. Tabi burada şöyle bir fark var, ilişkinin yapı taşını “dürüstlük” ve “gerçeklik” üzerine kuranlar, bu evreyi kazanır ve çok keyifli bir döngüye uzun süre devam ederler. Ama ilişkinin tuğlaları yanlış dizilmişse ipler iyice gerilmeye başlar. İşte bu evreden sonra ya aynı ilişkiye devam edilir ya başka bir ilişkiye doğru yol alınır, ya da düzeni bozmaya ve değişime cesaret edemeyip "yokla- sıfırla" gelgitlerinde sıkışarak yıpranılır. Karar tamamen ilişkideki kişilere aittir. 

Bu karar aşaması çok sancılı ve zor bir süreç olduğunu biliyorum. Şöyle ki yüz kişi değişim ister ama sadece bir kişi cesaret eder. Geri kalan doksan dokuz kişi ise, yani genelde maalesef en çok rastladığımız ilişki tipi, ilgisiz ve mutsuz olarak yıllarca yan yana yaşayan çiftler olup "dene- sıfırla" aralığında sürünerek kalırlar... 

"Sıfırla" evresine geçiş, dediğim gibi cesaret ister, tabiri caizse “her baba yiğidin harcı değil.” Çünkü o noktada tamamen hayatını altüst etmeye niyetlenmişsin, kayıplar yaşayacağının farkındasın ama bir yandan da ne pahasına olursa olsun ilişkini o şekilde sürdürmek istemediğine. ve herşeyi sıfırlamak istediğine karar vermişsin.

"Sıfırla" isminden de anlaşıldığı gibi sil baştan yap anlamına gelir. Bu aşamada kararın nettir.

Ya aynı kişiyle anlaşıp pürüzleri ve sıkıntıları net bir şekilde tartışıp, uzlaşıp, sıfırdan yeni dengelerle başlarsın. Ya da çabalayarak deneyip  sonuç alamayacağını farkettiğin an, karşılıklı ayrılığa karar verip sıfırdan bir hayat kurmak için yola koyulursun. Fakat unutma bu karar aşamasında çoğu şeyi kazanırken, bazı şeyleri de kaybedersin. Hayatta öyle seçimler yap ve Öyle kararlar al ki, kazandığın şeyler, kaybettiklerine değsin.

Bu evreleri bilinçli ve aynı zamanda dolu dolu yaşamak için anda kalarak, içsel dengeyi sağlıklı bir şekilde kurman gerek. Meditasyon eşliğinde benim kullandığım bazı yağları sizlere önermek isterim. Limbik sistemini uyararak Lavanta veya Yasemin yağı sakinlik, dinginlik sağlar okaliptüs veya biberiye yağı odaklanmayı arttırmaya yardımcı olur, bir de greyfurt yağı motivasyonu tetikler.



Randevu Talebi Formu



© 2018 Sara Pour